سورة الأنبياء · Al-Anbiyaaالسورة 21 · الصفحة 5 · 112 مقطعاً
Kur’an anlamının Türkçe tercümesi; Arapça metnin yerini tutmaz.
الآية 97
Gerçek vaad yaklaştığında, inkar edenlerin gözleri beleriverir: "Vah bize! Bundan önce gaflet içindeydik, hem de zalimdik" derler.
الآية 98
Siz ve Allah'tan başka taptıklarınız, cehennemin yakıtısınız; oraya gireceksiniz.
الآية 99
Eğer bunlar tanrı olsaydı cehenneme girmezlerdi; hepsi orada temelli kalacaktır.
الآية 100
Orada onlara ah etmek vardır; birşey de işitemezler.
الآية 101
Yaptıklarına karşılık katımızdan kendileri için iyi şeyler yazılmış olanlar, işte onlar cehennemden uzak tutulanlardır.
الآية 102
Cehennemin uğultusunu duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar.
الآية 103
En büyük korku bile onları üzmez; kendilerini melekler: "Size söz verilen gün işte bugündür" diye karşılarlar.
الآية 104
Göğü, kitap dürer gibi dürdüğümüz zaman, yaratmaya ilk başladığımız gibi katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar var edeceğiz. Doğrusu Biz yaparız.
الآية 105
And olsun ki, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yeryüzüne ancak iyi kullarımın mirasçı olduğunu yazmıştık.
الآية 106
Doğrusu bu Kuran'da, kulluk eden kimselere bildiri vardır.
الآية 107
Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.
الآية 108
De ki: "Doğrusu tanrınızın tek bir Tanrı olduğu bana şüphesiz vahyolundu. Artık müslüman olacak mısınız?"
الآية 109
Eğer yüz çevirirlerse, de ki: "Size düpedüz açıkladım; tehdit olunduğunuz şeyin yakın mı uzak mı olduğunu bilmem."
الآية 110
"Doğrusu O, açığa vurulan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir."
الآية 111
"Bilmem; belki bu gecikme sizi denemek ve bir süreye kadar geçindirmek içindir."
الآية 112
Peygamber: "Rabbim! Aramızda gerçekle hükmet, anlattıklarınıza karşı ancak Rahman olan Rabbimizden yardım istenir" dedi.
Baskı ve kaynak
المصدر الإلكتروني كما في جدول الموقع الأصلي. قد تختلف الصياغة والطبعة عن الطبعات المحققة.

